One comment on “Tarihe Tanık oldum.

  1. Siz hiç 20 metre öteden 300 kişiyle kucaklaştınız mı?
    Siz hiç alkışlamak isteyip de sessizce ellerinizi çırptınız mı?
    Siz hiç haykırmak isteyip de içinizden sizinleyiz,sizi seviyoruz dediniz mi?
    Siz hiç mahkeme arasında ´´elbet bir gün buluşacağız bu böyle yarım kalmayacak ,,şarkısının hiç bukadar yürekten söylendiğini gördünüz mü?…

    Ben, 30 Eylül 2011 tarihinde Silivri mahkemesinde 9.30_17.30 saatleri arasında özgürlüğün bu kadar dayanılmaz, hak edişin bir o kadar ağırlığını boğazım düğümlenerek ve tarihe canlı tanıklığımı ,içerde 300 kişi dışarıda 1000 kişi yürekten yaşadım.

    Ey!! Özgürlük sen ne kadar dayanılmaz ve sana kavuşmak ne kadar ağırmış.Sen insanoğlunun en kıymetli varoluş nedeniymişsin.Senin kıymetini ne kadar az düşünüyormuşuz.Ben bunu o salonda yüzlerce arkadaşımla yüreğim taşarak birkez daha anladım.

    Zonguldak´ tan 10 otobüs,izmir´den 10 otobüs ve başka bölgelerden katılımlarla, sabahın Silivri de vurduğu soluk ışıklarını ve sert rüzgarını,bir umudun yeşermesinin en ışıltılı aydınlığıyla 30 Eylül ´ü karşıladık.Nazım aklıma geldi…Hava kurşun gibi ağır ..ve biz Silivri tepesine yürüyorduk.

    Binden fazla yüreği özgürlükle dolan arkadaşımdan sadece 300 kişi salona girebiliyordu.Tarihe canlı tanıktım.Çünkü; bu ne üdüğü belirsiz ve ne başı ne sonunun gelmeyeceğine inandığım bu davayı izleyebilen canlı şahitlerdendim.

    Her biri ,dönemlerine imzalarını atmış,aydın ,gazeteci,
    yazar,edebiyatcı,tarihci,rektör,subay ve emniyet görevlileriydi.Her biri savunmalarında görevlerini yaptıklarını,böyle bir oluşuma katılmadıklarını,varsa dahi bu oluşumdan haberleri olmadığını dikte ettiler.

    Burda tek tek savunmaları anlatmak istemem.Hepsi tutanaklarda var.Biz halkın iradesiyle seçilen vekillerimizin meclisteki yerlerini almaları için destek amaçlı katılmıştık.Sevdiğimiz Mustafa Balbay, ve Mehmet Haberal ın bir umut tahliyelerini bekliyorduk.Sayın haberal rahatsızlığı nedeniyle duruşmaya katılamadı ancak M.Balbay ın savunması bir tarihi belgeydi.Son sözü,sayın hakim; benim kalemimden başka hiçbir silahım yok,ben hala sucumun ne olduğunu bilmeden 3 yıldır bekliyorum.Eğer bir kaçakcı olsaydım dokunulmazlığım vardı ve beni burada tutamayacaktınız şimdi mecliste olacaktım ,Halkın iradesiyle seçildim,suçumu bilmiyorum,sizde bilmiyorsunuz hala arayıp duruyorsunuz.Tahliyemi istiyorum dedi.

    Sanıkların ortak noktası 3 -4 yıldır suçlarının ne olduğu bilmeden yatmaları.Tek istedikleri suçlarının kendilerine bildirilmesi.Her davada başka iddialar ortaya çıkarılarak,yeni yeni iddialarla davanın uzatıldıkça uzatılması.Bizler ve sanıklar bu tutukluluk hallerinin bitmesi için değil,bitmemesi için uğraşıldığı görüşüne vardık.Bu adı her ne haltsa anılan davanın 10-20 yıl da geçse sonuçlanacağı inancını yitirmiş durumdayız.Hergün,yeni yeni belge ve iddialar ilave edilerek,bu konuda bilmemne makamına veya kişilerine bilgi ve görüşleri alınması istenerek 3,4 yılı tamamlamış durumdalar.Sanıklarda bu iddiaları düşürmek için her davada savunmalarını hazırlamak durumundalar.

    Beni etkileyen en önemli nokta….Biri benim kalemimden başka silahım yokk derken,diğeri bana dayattığınız silahları öğrenmem için beni eğittiniz,bana siz verdiniz…demesi.

    En yoğun ve hakimlerle sataşmanın yaşandığı,siyasi dava diyen ,sanırım mit yada asker kökenli sanık.. Kendini savunmayacağını söyledi.ben sucumu bilmiyorum,sizde bilmiyorsunuz.Sayın heyet sepete su dolduruyorsunuz. 4 yıldır buradayım ve her davaya yeni yeni yalan ve sahte evraklar ekliyorsunuz. aydınlatıyorum yerine başka bir şey getiriyorsunuz.Amacınız bitirmek değil bitirtmemek.Sizlerden bir talebim var.Karayollarında taş kaya düşebilir, heyelan olur levhaları vardır.…Silivriye “Adalet var,kafasıza düşebilir levhası asmanız.Sizler Dostoyevski nin suç ve cezada dediği gibi,tavşanlardan At yapamayacağınız gibi,çöplerden de delil üretemezsiniz.Bu davada delil yok,sizler delil arama davası sürdürüyorsunuz.Ben tahliyemi istemiyorum 4 yıl değil 14 yılda kalmaya hazırım inşallah sizlerde benimle olun dedi.ve İbrahim şahin içinde,kendine ve devlete o kadar güveniyordu ki burada bir görev için bulunduğuna inandırmıştı kendisini,hala inanamıyor…Buda enteresan bir tespit ti.

    Yalçın Küçük de..hayatım sizlerle geçti.Birbirimizi iyi tanıyoruz.Sizin sayesinde Yalçın küçük oldum dedi…kendini savunmuyor artık.

    Neresinden bakılırsa bakılsın suçlu yada suçsuz yatanların insani hakkı….suçumuzu bize söyleyin.Bilmiyoruz….

    Ben, Canlı tarihe tanık oldum.Oradaki sanıklar,sevdiklerimde sevmediklerimde vardı.Ama insandılar.Aileleri,sevdikleri vardı.Her insan gibi özgürce yaşamayı isteme hakları var.Suçu varsa da,Suçunu bilir ve cezasını çeker.Bu davada suçlar inandırıcı olmadığı gibi,davanın da sonuçlanması inancım çok uzaklarda.Delil arama davası,..bir gün bulunduğunda suçu belli olacak.Bu süreçte yattıkları kadar yatacaklar.

    Şarkı söylemeye devam…Elbet Birgün buluşacağız…Bu böyle yarım kalmayacak..Sizi seviyorum Haberal,Balbay ,Özkan,hocalarımız,yazarlarımız ….Tarih elbet birgün yargılayacakktır..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*


*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>